CHP'li Kılıç: "İmzamız açık bir çek değil, tarihi bir sorumluluktur"

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Meclis'e sunulan "çerçeve yasa" teklifine ilişkin "İmzamız açık bir çek değil, devlet ciddiyetiyle üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur" dedi.

Gündem Yayın: 06 Ağustos 2026 - Perşembe - Güncelleme: 06.08.2026 15:15:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
Google News

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, düzenlediği basın toplantısında kadın cinayetleri, Meclis gündemindeki "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirmesine Dair Kanun Teklifi" ile ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıç, teklifin Meclis'e taşınmasını önemsediklerini belirterek, CHP'nin imzasının "açık bir çek" anlamına gelmediğini söyledi.

"Koruma kararları kağıt üzerinde kalıyor"

Konuşmasına, 6 Ağustos 2025'te öldürülen çalışma arkadaşı Saliha Akkaş'ı anarak başlayan Sevda Erdan Kılıç, kadın cinayetlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Saliha Akkaş boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından bıçaklandıktan sonra tam bir yıl önce aramızdan ayrılmıştı. Üstelik fail hakkında verilmiş bir uzaklaştırma kararı da vardı. Tabii bize bu hikaye tanıdık maalesef. Saliha'nın elinde devletin verdiği bir koruma kararı vardı. Fakat yanında o kararı gerçek bir güvenceye dönüştürecek etkili bir koruma mekanizması yoktu. Kağıt üzerinde uzak dur denilmişti. Ancak Saliha'nın yaşamıyla fail arasına güçlü bir kamu iradesi konulamamıştı."

2026 yılının ilk altı ayında 150 kadının öldürüldüğünü, 151 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu belirten Kılıç, İstanbul Sözleşmesi hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

"Kadın cinayetleri bir anlık öfkenin, bir aile meselesinin ya da bir tartışmanın sonucu değildir bu ülkede. Kadın cinayetleri tehditleri küçümsememizin, koruma kararlarının etkili uygulanmamasının ve şiddetin önlenmesinde geç kalınmasının sonucudur. İstanbul Sözleşmesi de tam bu nedenle yaşamsaldır. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması kadınların yaşam hakkını koruyan bütüncül bir güvenceden vazgeçilmesi anlamına gelmiştir. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bu yanlış karardan dönülmesi kadınların yaşam hakkına karşı yerine getirilmesi gereken tarihi bir sorumluluktur."

"Meclis çözümün adresidir"

Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülecek "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirmesine Dair Kanun Teklifi" hakkında konuşan Sevda Erdan Kılıç, şu ifadeleri kullandı:

"Biz bu meseleye dün başka bugün başka konuşanlardan ya da bakanlardan değiliz. İki bin on üç yılında da bu meseleyi gizli kapılar ardında değil, Meclis'e çözün dedik. Bugün teklifin Meclis'e taşınması yıllardır savunduğumuz tarihsel yaklaşımın da aslında doğrulanmasıdır."

Teklifin yürürlüğe giriş şartlarına ilişkin değerlendirmesinde ise şunları söyledi:

"Bu teklif PKK, KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her tür oluşumun fiili varlığına son verdiğinin, kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından kanun yürürlüğe girecek. Bizim açımızdan silahsızlanma gerçek, doğrulanabilir, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır."

"İmzamız açık bir çek değil"

CHP'nin teklif karşısındaki tutumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Sevda Erdan Kılıç, şu ifadeleri kullandı:

"Yalnızca silahları toprağa gömmek yetmez. Keyfiliği, ayrımcılığı ve hukuksuzluğu da tarihe gömmek gerekir. Hukukun kişiye, kimliğe, siyasi görüşe ya da iktidarın tercihine göre değiştiği bir ülkede toplumsal güven kurulamaz. Toplumsal güven kurulmadan da silahların susması kalıcı bir barışa dönüşemez. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi'nin imzası hiçbir hükmü tartışmadan kabul edeceğimiz anlamına gelmemektedir. İmzamız açık bir çek değil, devlet ciddiyetiyle üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur. Terörün sona ermesi ve üniter devlet yapımızın korunması Cumhuriyet Halk Partisi'nin kırmızı çizgisidir."

Ekonomi değerlendirmesi

Basın toplantısının son bölümünde ekonomik gelişmelere değinen Sevda Erdan Kılıç, yüksek enflasyona ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Enflasyon her sabah mutfağa giren görünmez bir tahsildara dönüştü aslında. Tencerenin kapağını açıyor, çocuğun beslenme çantasına bakıyor, emeklinin cebindeki son banknotu sayıyor ve ay başında da ev sahibinin kapısını çalıyor. Rakamlar farklıdır fakat vatandaşın yaşadığı gerçektir. Maaş ayın sonunu değil artık ayın ortasında, aldığınız günü bile zor görmektedir. Kira artık bir gider kalemi değil aslında kiralarımız da maaşın ortağıdır. Hem de masaya ilk oturan ve payını ilk alan ortaktır. İktidar enflasyon düşüyor diyor. Oysa düşen enflasyon değil vatandaşın yaşam standardı. Fiyatlar düşmüyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor."

Kılıç, ekonomi politikalarına ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bir yanda vatandaş kirasını ödeyebilmek için kredi kartından nakit çekiyor. Diğer yanda bütçeden iki bin yirmi altı yılında faize iki trilyon yedi yüz kırk iki milyar lira ödenmesi öngörülüyor. Demek ki mesele kaynak yokluğu değil, mesele kaynağın kimin için kullanıldığı. Sarayın kontrollü kur ve yüksek faiz politikası enflasyonu yenemedi. Yalnızca üreticiyi krediye, tüketiciyi borca, ülkeyi sıcak paraya bağımlı hale getirdi. Bu düzen değişecek. Türkiye yoksul bir ülke değil, kötü yönetilen ve adaletsiz bölüşen bir ülke. Türkiye'nin kaynakları da imkanları da var. Eksik olan o kaynakları bir avuç ayrıcalıklı için değil, seksen altı milyon için kullanacak halkçı bir iktidar ihtiyacı var. Bu kadrolar Cumhuriyet Halk Partisi'nde mevcut."

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.