Kaya: “Şehir ‘yaptım oldu’ anlayışıyla yönetilemez”
AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, 30 Ekim depreminde hasar gördüğü için yıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmet binasının yerine yapılması planlanan yeni projeye ilişkin süreci eleştirdi.

Kaya, yeni belediye binasına ilişkin kararın ortak akıl ve katılımcı bir yöntemle belirlenmesi gerektiğini belirterek, kentle ilgili önemli kararların kent paydaşlarıyla birlikte alınmasının önemine dikkati çekti.
“Kent için simgesel bir yapı”
Yeni belediye binasının kent açısından simgesel bir yapı olduğunu vurgulayan Kaya, yaptığı açıklamada, depremde hasar gören ve yıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmet binasının yerine yapılacak yeni yapı için inşaat ruhsatının imzalandığını ifade etti.
Kaya, “Kim imzaladı? En üst yerel yöneticimiz. Bu kentin en simgesel, kamusal binalarından birini gerçekten böyle mi yaparsınız? Bir belediye binası sıradan bir bina değildir. Sadece memurların çalıştığı bir ofis değil, kentin hafızasıdır, kimliğidir, temsil makamıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu tür yapılar ortak akılla belirlenir”
Söz konusu yapıların dünyada ortak akılla ortaya çıktığını belirten Kaya, süreçte farklı meslek gruplarının ve kent paydaşlarının görüşlerinin alınması gerektiğini kaydetti.
Kaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu yüzden bu tip yapılar dünyada masa başında değil ortak akılla ortaya çıkar. Önce yer tartışılır, şehir plancıları konuşur, deprem bilimciler görüş bildirir, mimarlar önerir, meslek odaları ve sivil toplum katılır. Kentte yaşayanlara sorulur, sonra da pek çok yerde mimari proje yarışması açılır. Projeler yarışır, bağımsız jüri denetler. Kent dokusuna en çok yakışan tasarım seçilir.”
“Süreç tersten işliyor”
Demokrasiyle yönetilen gelişmiş kentlerde yöntemin bu şekilde olduğunu ifade eden Kaya, mevcut sürecin ise bu anlayışın tersine işlediğini savundu.
Kaya, “Ama bizde süreç tersten işliyor. Önce en üst yerel yöneticimiz imzalıyor, en sonunda da kamuoyu haberdar ediliyor. Bu yönetmek değil dayatmaktır. ‘Ben yaptım oldu’ anlayışıyla şehir yönetilmez. Şehrin hafızasını ve dinamiklerini yok sayan bir yönetim İzmir’de değer üretmez. Kentliye sormadan yönetmek idarecilik değildir. Dayatmaysa hizmet değil yüktür.” ifadelerini kullandı.







