giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24

Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği çalıştay sonuç raporunu açıkladı

Külünkoğlu Derneği çalıştay raporunda, çocukları dijital algoritmaların tehdidinden korumak için bütüncül bir eylem planı sundu.

Gündem Yayın: 14 Temmuz 2026 - Salı - Güncelleme: 14.07.2026 16:38:00
Editör -
Okuma Süresi: 9 dk.
Google News

“Çocuklarımızı algoritmalara teslim etmeyeceğiz”

Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği tarafından düzenlenen “Aile, Kuşaklar Arası Bağ, Kimlik İnşası ve Dijital Çağda Koruyucu Ekosistem Çalıştayı’nın sonuç raporu yayımlandı. Akademisyenlerden hukukçulara, eğitimcilerden psikologlara, sivil toplum temsilcilerinden gençlere kadar farklı kesimleri bir araya getiren çalıştayda, aile yapısının karşı karşıya bulunduğu tehditler bütün yönleriyle ele alındı. Raporda, kuşaklar arasındaki asıl problemin “çatışma” değil, bağ kuramama, ortak dilin kaybolması ve aynı evin içinde birbirini duyamayan bireylerin ortaya çıkması olduğu vurgulandı.

Teknolojinin hayatın her alanına nüfuz ettiği, çocukların ve gençlerin kimliklerini artık yalnızca aile, okul ve sosyal çevre üzerinden değil, sosyal medya platformları, dijital içerikler ve görünmez algoritmalar aracılığıyla şekillendirdiği bir dönemde, Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği dikkat çekici bir çalışmaya imza attı.

“Aile, Kuşaklar Arası Bağ, Kimlik İnşası ve Dijital Çağda Koruyucu Ekosistem Çalıştayı”nda aile kurumunun yaşadığı dönüşüm, yalnızca sosyolojik bir mesele olarak değil; kültürel, psikolojik, ahlaki, hukuki ve medeniyet perspektifiyle değerlendirildi.

Çalıştay sonucunda hazırlanan raporda, aile içindeki iletişim sorunlarının artık tek başına ele alınamayacağı belirtilerek; aile, okul, mahalle, cami, sivil toplum, kültür üretimi ve dijital medya arasındaki bağların birlikte zayıfladığına dikkat çekildi. Raporda ortaya konulan temel yaklaşım ise şu ifadeyle özetlendi:

“Aileyi yalnız bırakmayan, çocuğu sadece okulun, ebeveyni sadece evin, dijitali sadece yasağın konusu yapmayan bütüncül bir model.”

 

AYNI EVDE, FARKLI DÜNYALAR

Çalıştay’ın en dikkat çekici tespitlerinden biri, aynı evde yaşayan aile bireylerinin artık farklı algoritmalar tarafından beslenmesi oldu.

Anne, baba ve çocukların farklı sosyal medya içerikleri, farklı rol modeller ve farklı gündemlerle karşı karşıya kaldığı belirtilen raporda, bunun aile içindeki ortak hikayeyi ve ortak dili giderek zayıflattığı ifade edildi.

Katılımcılar, bugünkü sorunun klasik anlamda bir “kuşak çatışması” olmadığını, birkaç yaşlık farkların bile çocuklar ve gençler arasında farklı algı dünyaları oluşturabildiğini kaydetti.

Raporda yer alan “Herkes konuşuyor ama kimse duymuyor” tespiti, aile içi iletişim krizinin yalnızca konuşma eksikliğinden değil, dinleme ve dikkat kaybından kaynaklandığını ortaya koydu.

 

ÇOCUK BAĞI EVDE BULAMAZSA DIŞARIDA ARIYOR

Çalıştayda, çocukların sevgi, güven, sınır, kabul, rol model ve aidiyet ihtiyaçlarının aile içinde yeterince karşılanmaması durumunda bu ihtiyaçların dijital dünyada, akran gruplarında veya riskli çevrelerde arandığına dikkat çekildi.

Çocuğun temel güven duygusunun aile içinde oluştuğu belirtilirken, ihmal, tutarsız ebeveynlik, koşullu sevgi ve eşler arasındaki çatışmaların çocuğun kimlik gelişimini zayıflatabileceği ifade edildi.

“Çocuğun üçüncü ebeveyni, anne ve baba arasındaki ilişkidir” değerlendirmesinin öne çıktığı çalıştayda; eşler arasındaki problemlerin çocuğun üzerine yüklenmemesi, çocuğun aile içindeki çatışmaların sorumlusu gibi hissettirilmemesi gerektiği vurgulandı.

Sevginin yalnızca sözle değil; dinlemek, sarılmak, birlikte vakit geçirmek, kriz anında çocuğu dışlamamak ve güvenli bir ev ortamı oluşturmakla gösterilebileceği belirtildi.

 

NE SINIRSIZLIK NE DE BASKI

Raporda, çocuk yetiştirmede iki uç yaklaşımın da ciddi sorunlar doğurduğu kaydedildi.

Aşırı baskıcı ve otoriter aile yapısının çocukta korku ve kopuşa yol açabileceği, tamamen sınırsız ve kuralsız ebeveynliğin ise belirsizlik ve güvensizlik oluşturabileceği ifade edildi. Çözümün; sevgiyle sınır koyan, sorumluluk veren, kuralları açıklayan ve çocuğun kişiliğini ezmeden rehberlik eden bir ebeveynlik modelinde olduğu belirtildi.

 

DEDE, NİNE VE AİLE HİKAYELERİ YENİDEN HATIRLANMALI

Çalıştayda geniş aile yapısının zayıflaması da önemli sorun alanlarından biri olarak ele alındı. Dede, nine, amca, hala, teyze ve kuzen ilişkilerinin yalnızca akrabalık bağı olmadığı; çocuklara tarih, kimlik, aidiyet, masal, tecrübe ve duygusal dayanıklılık aktaran birer sosyal okul olduğu ifade edildi.

Aile hikayelerinin, bayram ziyaretlerinin, birlikte kurulan sofraların, masalların, kıssaların ve aile arşivlerinin çocuklarda “kök duygusu” oluşturabileceği kaydedildi.

Kuşaklar arası ilişkilerde sürekli öğüt vermek yerine birlikte çalışmanın, üretmenin, gezmenin, okumanın ve ortak deneyimler oluşturmanın daha güçlü bir bağ kuracağı belirtildi.

 

DİJİTAL DÜNYA YASAKLA YÖNETİLEMEZ

Raporda teknoloji ve sosyal medyanın yalnızca tehdit olarak görülmesinin yeterli olmadığı vurgulandı.

Dijital dünyanın çağın bir gerçeği olduğu belirtilerek; çocukları tamamen teknolojiden uzaklaştırmaya çalışmak yerine ekran süresi, güvenli içerik seçimi, sosyal medya dili, oyun kültürü, akran etkisi ve algoritma farkındalığı konusunda ailelerin bilinçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Yapay zeka ve dijital teknolojilerin doğru değerlerle kullanılması halinde eğitim, rehberlik ve aile içi iletişimi destekleyen araçlara dönüştürülebileceği kaydedildi.

Çalıştayda, çocukların dijital dünyada yalnız bırakılmaması, ebeveynlerin yalnızca yasak koyan değil, birlikte izleyen, konuşan ve yönlendiren kişiler olması gerektiği vurgulandı.

 

BAĞIMLILIKLARA KARŞI ERKEN UYARI SİSTEMİ

Teknoloji bağımlılığı, sanal kumar, bahis, madde, alkol ve tütün kullanımı da çalıştay’ın önemli gündem maddeleri arasında yer aldı.

Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılamayacağı belirtilerek; okul, aile, yerel yönetimler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasında erken uyarı ve yönlendirme mekanizmalarının kurulması önerildi.

Risk altındaki gençlerin etiketlenmemesi ve dışlanmaması gerektiği ifade edilirken; dinleyen, kapsayan, tedaviye yönlendiren ve aileyi de sürece dahil eden destek modellerinin geliştirilmesi istendi.

 

AİLE, OKUL, MAHALLE VE CAMİ AYNI MASADA OLMALI

Çalıştay raporunda okul, aile, mahalle ve caminin birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan yapılar olduğu vurgulandı.

Cami ve mahalle merkezli gençlik komisyonları kurulması, aile danışma günleri düzenlenmesi, okuma halkaları, spor faaliyetleri, kültür ve sanat etkinlikleri gerçekleştirilmesi önerildi.

Mahalle kültürünün zayıflamasıyla birlikte çocuğu koruyan sosyal çevrenin de ortadan kalktığına dikkat çekilerek, komşuluk ve ortak sorumluluk bilincinin yeniden güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

 

ALTI MODÜLLÜ EBEVEYN EĞİTİMİ

Çalıştay’ın en somut çıktılarından biri de ebeveyn eğitim programı taslağı oldu.

Hazırlanan modelde, Ailede güvenli bağ kurma, Tutarlı sınır ve şefkatli otorite, Eş ilişkisinin çocuk psikolojisine etkileri, Dijital ebeveynlik ve algoritma farkındalığı Bağımlılıkların erken belirtileri, Kültür, masal, kitap, sanat ve rol model üretimi, Evlilik öncesinden başlayarak aile olma, çocuk gelişimi, iletişim, öfke yönetimi, dijital ebeveynlik ve bağımlılık farkındalığı eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi. Başlıkların yer alması önerildi.

 

BİR YILLIK EYLEM PLANI HAZIRLANDI

Çalıştay sonuçlarının yalnızca rapor olarak raflarda kalmaması için 12 aylık bir eylem planı da oluşturuldu.

İlk aşamada raporun tamamlanması ve sonuç bildirgesinin kamuoyuyla paylaşılması, ardından ebeveyn eğitimlerinin başlatılması, mahalle ve cami merkezli pilot uygulamaların hayata geçirilmesi öngörüldü.

Devam eden süreçte okullarla iş birliği yapılması, aile dostu dijital içeriklerin hazırlanması, bağımlılık ve aile konusunda yeni bir çalıştay düzenlenmesi ve tüm çalışmaların kitaplaştırılması hedeflendi.

 

“AİLE MESELESİ TOPLUMUN ORTAK MESELESİDİR”

Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede, aile meselesinin herhangi bir siyasi düşüncenin, ideolojik çevrenin veya sosyal grubun tekeline bırakılamayacağı vurgulandı.

Ailenin güçlendirilmesinin toplumun tamamının ortak sorumluluğu olduğu belirtilerek, çözümün bilimsel birikim, kültürel hafıza, toplumsal dayanışma ve ortak akılla geliştirilebileceği kaydedildi.

Hazırlanan raporun karar vericilere, akademik çevrelere, eğitim camiasına, sivil toplum kuruluşlarına ve aile kurumuna duyarlılık gösteren tüm kesimlere yol göstermesi hedefleniyor.

Çalıştay’ın “Çocuğu yalnızca ekrandan korumak yetmiyor. Ailede güveni, mahallede dayanışmayı, okulda rehberliği ve toplumda ortak sorumluluğu yeniden inşa etmek gerekiyor. Çünkü aile zayıfladığında yalnızca bir ev değil, bir milletin geleceği de sessizce çatlamaya başlıyor.” mesajı verildi.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.